|
Tweet |
112 BİN KOLONİ BÜYÜK BİR EKONOMİK GÜÇTÜR
Zafer Alkan şunları söyledi: “Artvin’in dağları, yaylaları, zengin bitki çeşitliliği ve üretim kültürü bize çok kıymetli bir değer sunuyor. Resmî verilere göre yaklaşık 112 bin aktif koloniden ve 1.400 tona yaklaşan üretim kapasitesinden bahsediyoruz. Bu rakamlar bize arıcılığın Artvin için küçük bir yan faaliyet değil, doğru politikalarla büyütülebilecek ciddi bir ekonomik sektör olduğunu gösteriyor. Bizim meselemiz yalnızca daha fazla bal üretmek değil, üretilen baldan Artvinli arıcının daha fazla kazanmasını sağlamaktır.”
ARICI ÜRETİYORSA EMEĞİNİN KARŞILIĞINI ALMALI
Arıcıların üretim sürecinde önemli maliyetlerle karşı karşıya kaldığını belirten Alkan, “Kovanından ekipmanına, nakliyeden işçiliğe kadar üreticimizin bir maliyet tablosu var. Arıcı aylarca emek verecek, doğanın bütün riskini üstlenecek ama ürününü pazarlama aşamasında değerinin altında satmak zorunda kalacaksa burada sürdürülebilir bir sistemden söz edemeyiz. Artvin balını büyütmenin ilk şartı arıcıyı üretimde tutmaktır. Üreticimiz kazanmadan sektör büyüyemez.” dedi.
ARTVİN BALI MARKA DEĞERİYLE SATILMALI
Nisan ayında gerçekleştirilen Bal Çalıştayı’nda da üretimin yanı sıra markalaşma, pazarlama ve ürünlerin katma değerli şekilde değerlendirilmesinin önemine dikkat çekildiğini hatırlatan Alkan, Artvin balının pazardaki değerinin yükseltilmesi gerektiğini söyledi.
Alkan, “Artvin’in adını taşıyan bal yalnızca kavanozun içerisindeki ürün değildir; şehrimizin doğasını, yaylalarını ve üretim kültürünü de temsil eder. Ortak markalaşma, doğru ambalajlama, kalite standardı, güvenilir satış kanalları ve dijital pazarlama konusunda üreticimizin eli güçlendirilmelidir. Artvin balını ham ürün olarak satıp katma değeri başkasına bırakamayız.” ifadelerini kullandı.
SAHTE VE TAKLİT ÜRÜN GERÇEK ÜRETİCİNİN EMEĞİNE ZARAR VERİR
Tüketici güveninin korunmasının da sektör açısından önemli olduğunu vurgulayan Alkan, “Gerçek bal üreten arıcımızın en büyük gücü tüketicinin güvenidir. Bal adı altında satılan taklit veya tağşişli ürünlerle mücadele etkin biçimde sürdürülmelidir. Denetimler güçlü olmalı, izlenebilirlik artırılmalı ve tüketici aldığı ürünün nerede, kim tarafından üretildiğini mümkün olduğunca görebilmelidir. Gerçek üreticiyi korumak aynı zamanda tüketiciyi korumaktır.” dedi.
GENÇLERİMİZ ARICILIKTA GELECEK GÖREBİLMELİ
Artvin’de genç nüfusun kentte tutulması açısından arıcılığın da bir fırsata dönüştürülebileceğini belirten Alkan, “Gençlerimize sadece ‘Memleketinizde kalın’ diyemeyiz. Kalabilecekleri ve para kazanabilecekleri ekonomik alanlar oluşturmalıyız. Arıcılık geleneksel tecrübeyi teknoloji, e-ticaret ve markalaşmayla birleştirdiğimizde gençler için de güçlü bir girişimcilik alanına dönüşebilir. Genç arıcılarımızın eğitimden ekipmana, finansmandan pazarlamaya kadar desteklenmesini önemsiyoruz.” ifadelerini kullandı.
ARTVİN ÜRETSİN, KAZANÇ ARTVİN’DE KALSIN
Zafer Alkan açıklamasını şöyle tamamladı: “Büyük Birlik Partisi olarak yerli üretimin ve alın terinin yanındayız. Artvin Bal Çalıştayı’nda markalaşma ve pazarlama ihtiyacının ortaya konulmasını önemli buluyoruz; şimdi bu değerlendirmelerin sahada üreticimizin kazancına dönüşmesini bekliyoruz. Arıcımıza üretimde destek, ürününe güçlü pazar, Artvin balına güçlü marka değeri kazandıralım. Üretici sadece bal üretirken değil, o bal satılırken de kazansın. Artvin’in doğasından çıkan ekonomik değer mümkün olduğunca Artvin’de kalsın. Artvin balını üreten de kazanmalı.”